Günaydın Güzelim

Intikamdan doğan bir aşk kader kelimesini anlamını bilmez. 

İki aile arasındaki düşmanlık, ailelerin her iki çocuğu birbirine aşık olduğunda bir satranç oyunu haline gelir. Bu oyunda İlyas Karabulut ve Aylin Koçoğlu, aile üyeleri tarafından bilgisi olmadan kontrol edilen piyonlardır. Ancak Karabulut ailesi dışında bilinmeyen, İlyas’ın ailenin biyolojik oğlu olmadığıdır. Aylin’ın babasının şantajına rağmen, İlyas Aylin’ın onu terk etmesini engeller. Ölümün kıyısından dönen İlyas sevdiği kız için dağları yerinden oynatmaya hazırdır. Bir bakışla başlayan hikayeleri bir şah-mat ile biter. Onların birbirine olan tutkulu aşkları bir çok insanın hayatını derinden etkileyecektir. Ilyas’ın, Aylin’e söz verdiği gibi intikamdan doğan bu aşk masalını yeniden yazabilecek mi? Umutlar kırıldığı yerden yeniden yeşerecek mi? Yoksa Aylin ve Ilyas’ın masalı yarım mı kalacak?

»Mutluluk bir saniyede elde edebileceğin ama aynı zamnda bir saniyede kaybedebileceğin açımasız bir gerçektir. Hayat dediğin ne kadar da garip birşey. Mutlu olmak için ila canın mı acıması gerek?«

»Açımalı ki değerini bilesin«, İlyas aşık olduğu kızın yüzünün önünde fısıldadı.

»Tıbki Tanrı’nın sana verdiği hayatini değer verdiğin gibi.«

»Iki dünya bir araya gelse bile, seninle olamayacağımı biliyorum. Ama içime atiğin o ateşde yanmaya hazırım, İlyas Karabulut.« Aylin mırıldandı ve onun ısrarcı dürtüsünü daha fazla karşı gelemeyerek, dudaklarını üzerine koydu ve böylece Ilyas’ın aşkına teslim oldu.